0 %

Sen Mavi Giyin Ben Denizi Unuturum: Selçuk Yamen

İskemle
ya da
“Sen mavi giyin ben denizi unuturum”

Saatler yorulmadan ben gideyim.

Her şey değişti, her şey değişiyor; biz bunu unuttuk.
Biz bunu unuttuk, yeni şeyler için bekleşiyoruz.
Ruhlarımız yeni biçimler kuracak, buna niçin inanalım?
Gece iniyor yüzlerimize, alışalım.
Gece iniyor, korkularımız asla bitmeyecek.

Kapılar ve gözetleme delikleri burunlarımızı şekillendirecek.
Kapılar ve gözetleme delikleri…
Sokaklar, içki satıcıları, iskemle…

Biz buna oturacağız, buna alışacağız; kimi şeyler sürecek.
İçerlerde kimi sevinçlerimiz olacak, unutalım iskemle.
Zehre de, panzehre de iskemle.
Sandalye olmayı düşlememişti çam ağacı.

Sandalye olmayı düşlememişti çam ağacı.
Buna inanalım.

Taşlardan, sopalardan bir ateş gezegeni…
Bekçiler, yargılayıcılar… iskemle…
Kafka okumuşsun, Bachman okumuşsun, başka şeyler…
Oysa bizim gerçeğimiz tekerleği döndürmeyi bilmiyor.

Acı bizi değiştiriyor.
Bıçakları değiştiriyorum, elmaları değiştiriyorum.
Dışarısı bu değil.

Çünkü yüzüm anlamımdır, sizi bağışlayamam.
Çünkü yüzüm anlamımdır, sizi doğrulayamam.

Kareler, kareler…
On üç bin beş yüz seksen bir diyorum.
On üç bin beş yüz seksen bire inanmıyorum.

Her şey yavaş, her şey yavaş.
Biz hızlanıyoruz.

Bir kadın, bir oda, bir kedi…
Kedi hızla acıkıyor.
Süt oluyorum, dökülüyorum; bu her şeyi yatıştırır.
Bu her şeyi yatıştırır, hiçbir şeyi açıklamaz.

Çocuklar: etten ve sevinçten.
Bunlar son grevcileri yeryüzünün.
Dışarısı bu değil.

O yatağı değiştirelim; geniş duruyor oda, bu gerçek.
O yatağı değiştirelim, kimi şeyler küçülsün.
Gardıroplar, şifoniyerler, kırmızı beşik… boş.
Dolduralım, o bize sorsun.

Ahmet kimdi?

Oda gidiyor, kedi gidiyor.
Oda bizden başkası değil.
Ahmet’i soruyorum.

Dokuz bin dört yüz doksan bir kez değişiyor kadının yüzü.
Bıçakları değiştiriyorum.
Kadın dokuz bin dört yüz doksan ikiye gidiyor, gitmesin.

Ahmet, diyorum, kimdi?
Artık bilmiyorum.

Ahmet kimdi, artık bilmiyorum.
Fabrikalar bugün de çalışıyor, ne değişti?
Elbiseler dikiliyor; şortlar, mayolar, ayakkabılar…
Kandahar.

Ayaklarımdan biri uçtu, siparişin tekini iptal edelim.
Ayaklarımdan biri uçtu.
Bir şey daha diktiririm, fabrikalar durmasın.
Bir şey daha diktiririm, mavi olur; oysa her şey karardı… zirve!

Uçmayı öğrendik, zirvedeyiz; bazı şeyler sadelik istiyor.
Uçmayı öğrendik, oysa her şey karardı.

Biz niçin hayattayız, bunu kim biliyor?
Bunlar derin mevzular, unutmak lazım.
Bunlar derin mevzular, unutmak lazım.
Seni seviyorum ama unutmak lazım.

Kapılar, gözetleme delikleri, iskemle…
Her şey yavaş, her şey yavaş.
Zirve…

Torunlar tümümüzü birden astı!