NİLGÜN
Sabah yerleşti gözlerime sarı bir ışık.
Apartmanların en tepesinde biriken taş yığınları.
İnatçı duygularımın bir çekmecesi var zihnimde;
bedenimde duran dikenli bir ruh.
Gurbete özlemin aklımda.
Koynumdaki mavilikte yüklüydü oysa yeşil.
Zerre önemi yoktu.
Bilinmez bir okul bahçesi gibi
korkuyorum tuhaflıkların arasında.
Metal paraların elimde bıraktığı saflığı özlüyorum.
İp üzerinde yürüyor düşlerim.
Bolca yağan bir karın altında kalsam da
yaşam çoktan uzaklaştı beyazdan.
Güler yüzlü bir rahip kalbim.
Borçlu bir gelecek bu;
bedelsiz günahların koynunda uyuyan.
Yorgun yüzümün silinen kokusu,
içimde cenin kadar habersiz sızlayan zerreler.
Eksik yaratımlar…
Eksik işte hep.
Neden tercih edilir ölüm?
Yoksa ellerimin çizgileri mi
yolun sonuna çıkan harita?
Ah kadın,
yüzün kafesteki kuşa benziyor.
Uçsan sınırlar var.
Denizler yasak.
Ruhun çıkmaz sokakların duasında.
Eridi günlükler.
Kelimeler kurban edildi eş ruhuma.
Ah kadın,
yaşadığım senin döngü ateşin mi?