Ne Düşünüyorsun Sorusunun Uzuuuun Cevabı
Ben az değilim.
Az olabilmeyi denedim.
Tek valiz ve tüm hayaller..
Ben sade değilim.
Sadeleşmeyi istedim.
Bir iki kitap, 50 cümlelik konuşmalar..
Ben kolay değilim.
Kolay olabilmeyi denedim.
Yüklemsizlik, düşünce yığını yok..
Birikmiş kitap yığınları, düşünce metaforları, hayal kırıklığı dolu valizler, bir kedi, senfonik rock orkestraları, milyarlarca hayal, binlerce fotoğraf karesi, oyun hamurları ve boyalar, kaktüs, kupalar, iki gitar, sevdiğim insanların sesi, ezbere bildiğim yüzlerin mimikleri, çizgi filmler, devrik cümleler, üç noktalı nefesler, kağıt, kalem, tiyatro!
Kaosum ve karanlığım...
Yalnızlığım ve kalabalıklığım...
Aidiyetim nereye kök salabilir benim?
Ben az olmayı, sadeleşmeyi, kolaylığı beceremedim.
Tek bir çanta dinlediğim müziğin içindeki enstrümanlara, şarkı sözlerinin ağır yüküne bile yetmiyor.
"Kimsin sen?"
"Yola çıktığımda kim olduğumu biliyordum, ama yol boyunca bir çok kez değiştim. Şimdi kim olduğumdan ben de emin değilim."
Gözden çıkaramadığım birikim;
Çokluk, zorluk ve karmaşa.
Kulağa korkunç gelen üç kelimeden oluştuğumu kabul ediyorum.
"İnsan olmanın maliyeti çok düşüktür, yumurta, sperm ve kafi miktarda şehvet"
Etiket fiyatı kahve içmeye başlayınca yükseliyor sanırım.
İç savaşı ülke sınırları içinde çıkan protestolardan ibaret sananlar var.
Kafamın içinde otuz yıla yakındır süren en az 25 savaş, yüreğimde...
Orada süren iç karışıklığı yazmaya nefesim dahi yetmiyor, geçelim.
Karanlık gökyüzü sabahlarından, güneş kokan akşam üstlerine varmaya çalışıyorum.
Yağmur, dolu, yıldırımlardan geçiyorum her sabahın 07.30'unda.
Belki okuyan olur diye sağa sola devamı gelememiş cümleler karalıyorum.
Hani çocukken şiirlerin gerçekte ne anlatmaya çalıştığını işlerdik.
"Şair burada ne anlatmak istemiş olabilir?"
Bunun nasıl doğru, tek bir cevabı olabilir ki dediğim 12 yaşıma selam olsun.
Azar yemiş ve dersi bozduğum için ceza almıştım.
Hayal gücünün fabrika üretime indirgenmeye çalışıldığı bir düzende harcanmaya devam ediliyorum.
Bize tiyatroda tek olmuşluğa 9 farklı tepki vermeyi öğretirler, hatta daha fazla..
İsmail Abi, Şekerpare'yi görünce taş atıp kaçmıştı hani.
Ben donakalıyorum ya da çok konuşuyorum. İkisi de çelişki dolu, zıt tepkiler ama söyle! Şair burada ne anlatmış?
Sabah kahvelerinin tehlikeli olduğunu hep söylerim de, Güneş bana inanmaz.
Bazı sabahlar gördüğüm rüyaları anlatmaya başlarım O'na.
Genellikle kendimi saklamamdan hayıflanır.
Konuyu değiştirmek için dün gece yazdığım masalı anlatırım O'na, yemez tabi 8+1 gezegeni aydınlatan ateş topu ama dinler.
Gücenik bir sesle, Ay'ın karanlık yüzünde çok fazla vakit geçirdiğimi söyler ama dinler.
Anlam telaşından sıyrılmamı diler usulca.
İçime çok döndüğümü söyler.
Hanginizle randevusu olduğunu söylemeden camın diğer tarafına döner sonra.
Bir sonraki sohbetinde kahve mi içilecek, çay mı diye düşünürüm ben de.
Işıkla yapılan sohbetlerin kütlesel ağırlığını kaldıracak halimin olmadığı sabahlar yatağımda gizlenirim.
Dokunursam güzelleşir diye korktu.
Ben de dokunmadım.
Saklandığı köşede kimse onu sobelemedi.
Ben de sonsuza kadar beklemeye devam ettim.
Sonsuz bekleyişe adanmış bir ömürde;
Yer, Gök olmuş bir akşamüstünde.
Uçurtmalar, Ağaçlarla saklanmış.
Hiç aklına geldi mi, belki Uçurtmalar'ın yükseklik korkusu vardır?
Üzerine atfedilmiş bir görevi belki ağlayarak yapıyordur.
Kimse sormuyor.
Akrep'i Yelkovan geçiyor aklım.
Akşamüstü beş çayına mahkum bir masada sıkıştım.
Kuzey düğümünde Dolunay'a rastladım ve sol gözümü kapattım.
Sol gözümle hep bir derdim vardı diye kendimi taşladım.
Aklımın içi hiç yok gibi Tanrım.
Aklımı küskünlükten kurtar.
Ay'ın Karanlık yüzünde yaşayan bir Kadın varmış. Güneş Kadın'ı kovalar, Kadın Güneş'ten kaçarmış.
Neden?
Bronzlaşmayı sevmezmiş.
Ben şimdi nasıl az, sade ve kolay olabilirim?
Diyelim ki oldum.
O zaman ben kim olurum?
"Kimsin sen?"
Yol devam ediyor ve ben nereye vuracağımı hiç bilmiyorum.
Ama yol güzel, yük ağır ama dinlene dinlene 35 vardım.
Kimsin sen sorusunun cevabı çok uzun ama ben onu 7 harfe sığdırdım.
Ben otuzbeş.
Şimdi sorsunlar da çözsünler hadi "Şair ben otuzbeş derken ne anlatmak istemiştir?"
Biri de desin;
"Şair ben otuzbeş derken Uçurtmalar'ın yükseklik korkusu olduğunu söylemek istemiştir."
"Ben otuzbeş derken Ay'ın karanlık yüzünde yaşayan bronzlaşmayı sevmeyen kadından bahsetmiştir."
"Yer'in Gök olduğu bir sabahı anlatmıştır."
"Az olamadığını, senfonik rock orkestralarını anlatmıştır."
"Aklında çözemediği en az 25 savaştan bahsetmiştir."
Şair sadece "Ben otuzbeş" demiştir.
Kendini 7 harfe sığdırmış ama Dünya'ya sığamamıştır.
İnsanlar sadece Dünya'ya sığabileni anlar.
Anlam telaşından sıyrılıp, bir ormanda fısıldıyorum o halde ben otuzbeş.
Varlığım şimdilik 7 harf.
Yarın 3 elma da olabilirim.
Taşınmazlarımla yüksekten ve denizden korkmayı belki unutabilirim.
Tek bildiğim sol gözüm hep kapalı ve yaslı.
"Kimsin sen?"
Ben boya kalemiyim.